Kıyamet

İç dünyamın kıyameti!
Kopar ve kopar hiç bitmeksizin kendisini unutturmaksızın,
Devam eder yıkamadıklarını yıkmak için bir uğraş verir,
Hiç yıkılmamışlığın bir zerresi kalmayana dek,
ve Tekrar tekrar ayağa kalkar yıkılan her bir parçam,
Olur daha dik ve sağlam,
ve daha sağlam, sert yıkılır…

Cevapsız?

Kaç gelişindi dile gelmemiş elvedalardan önce?
Kaç gidişindi sessizce hoşça kal demeden?

Kaç sensizlik daha lazım hiçsizlikte hiç olmam için?
Kaç boşluk daha yaratmalı yoklukların, ruhumun sonsuzluğa düşmesine yardımcı?
Benden geriye kalması için tek bir parça daha bölmeli çalıp gitmelisin beni kaç parça?
..

Kaç soru daha biriktirmem lazım cevaplanması için cevapların ey sahibi?

Aklına geldiğinde ben…

Sadece şiirlerimde anlatılır yalnızlığım,
Görünmezliklerin ardında, bin bir ben hali saklı bir şekilde,
Kimse görmez, kimse bilmez, ruhumun siyaha boyanmış rengini beyazlar içinde…
Aklına geldiğinde ben, benden habersiz bir şekilde,
İsterim bilmeni, bilinmezliklerin esaretinde bıraktığın yalnız bir beni,
İsterim hissetmeni, sensizliğin çölünde tir tir titreyen ruhumun yalnızlığını…