Herşey bir hiç…

Ey zamansız gelen sevdam,
Kapımda beklersin ya;
Elinde de pişmanlıklarımla işlenmiş prangalar ile…
Zamanı geldiğinde ise, en zamansız bir şekilde, çıkıp gidersin ya hayatımdan…
Beni benden alıp gidersin ya elim kolum bağlı, sensizlikte uzuvlarım prangalı..,

İşte o zaman,

Geriye bir ben kalır, bin bir eksik bir yarım kalır;
Bensiz bir ben, bomboş bir beden kalır…
Herşey anlamsızlaşır, hissiyat kaybolur.
Hayat, susuz bir toprak,
Zaman, bomboş bir nakarat,
Her şey, ise bir hiç olur.

…ve sorarım sana…
Bilir misin sensizliğin ne kadar acı verdiğini?


Şimdi Sensiz!

Günümün güneşi, gecemin ay ışığı…
Hayatımı aydınlatan ey sevgili,

Seni tanımak varya yeniden doğmaktı, yeni doğan bir canın saflığıydı.
Seni yaşamak varya büyüyen bir çocuğun, çocukluğunun saf mutluluğuna eş değerdi,
Kavgası, sevinci, hüznü, küslüğü, kırgınlığı neşesi ve dahası, dahası da vardı…

Şimdi sen gittin ya,
Sensizlik be sevgili!
Sensizlik, ayrılığın silahından bu kalbe sıkılmış bir kurşundu.

Şimdi sensiz!!!
İşte şimdi Sensiz yaşamak varya, aslında yaşamamaktı bu hayatı,


Bir Kibrit Çakın

Düşlerin yolunda ki sayın yolcular;
Düşsüzlüğün durağında durdurun dünyayı…
Hissiyatımı söküp alın yerine bir hiç bırakın…
Hayal kurmak anlamsızdı ya, alın onlarıda alın…
Hayalsizliği ise geride…
Olması gerektiği hakettiği yerde…
Onsuzluğun çölünde bana…
Onsuzluğa susamış bu adama bırakın.
Geriye ise kalan bende, ona dair bin bir düşünce varya…
Bir kibrit çakın onlarıda yakın!