Sensizlikler yerine hiçsizlik…

Geriye dönüp baktığımda, ne gariptir!; bu ne garip bir dünya..
Geriden dönüp bana bakan zamana esir benliğimin gördüğü…

Bu ne hüzündür düşündükçe yaşanmışlığımı…
İsterdim ki hiç yaşanmamışlığı zamanın esaretinden kurtulmuş…
İsterdim ki sensizlikler yerine hiçsizlik.

Hissizliğin gölgesinde, siyaha teslim olmuş, zamansızlığın ortasında.
İsterdim ki beni hiç varolmamış, anlamının kayboluşundan sebep yaşamımın.


Bir bilsem seni…

Geçmişimi peşine almış anım, geleceğe yol alırken…
Yolum üzerinde duran insanlardan engeller…

Gitmem ben bu yollardan kendime yol olurum dediğim zamanlar…
ve o zamanlarda saklı yalnızlık dolu geçmişim.

Bilir misin iç dünyamın semalarında siyaha boyanmış güneşini…?
ve aydınlığımın üzerine doğan o gizem, iç dünyamın bilinen aydınlığını da gizeme dönüştüren koca bir siyah.

Manaya uzanan düşüncelerim boynuma dolanan ve elimi kolumu bağlayan esaretim.
Lakin düşünmeme engel değil, çıldırmışlığa davetiye…
Bin bir düşünce bazen bir olur güçlüce bazen hayalet misali siyahta gizlenen bir gölgece…

Bilir misin bunların tek sebebi ve tek çözümü anlam kattığım…
ve sonuna varmak için uğraştığım, eksik parçam sende saklı olan…
ve bilmem hangi manalarda mana, hangi siyahın altında gizli, hangi meçhuliyette saklı bir gerçek…
ve hangi bensizlikte yaşayan hangi bir gerçeksin sen…

Bir bilsem seni, senden ötesini ve dahasını…
Ve bileceğim beni benden ötesini ve dahasını!

Ahmet Turan
(18/05/2015)