Yaşamak değil bu hayatı, ölmemektir yalnızlık

Kimseler, Ne kadar çok olsa da Ruhuma işlemiş bu hiç kimsesizlikte,
İç dünyamın, Bitmek bilmeyen savaşlarında ve Sonsuz yenilgileriyle,
Sessizliğe bürünmüş bir şekilde, İç sesim!
ve her geçip giden zamanda Anlamını yitiren bu hayatım,
ve haykırmak ister tüm varlığımla, Ruhum,
Yaşamak değil bu hayatı, ölmemektir yalnızlılığım.


Saklı Gizem

Geçmişi peşine almış anım, geleceğe yol alırken, yolum üzerinde duran insanlardan engeller…
Gitmem ben bu yollardan kendime yol olurum dediğim zamanlar… ve o zamanlarda saklı yalnızlık dolu geçmişim. Bilir misin iç dünyamın semalarında siyaha boyanmış güneşini…? ve aydınlığın üzerine doğan o gizem,  iç dünyamın bilinen aydınlığını da gizeme dönüştüren koca siyah.

Manaya uzanan düşüncelerim boynuma dolanan… ve elimi kolumu bağlayan esaretim.
Lakin düşünmeme engel değil, çıldırmışlığa davetiye… Bin bir düşünce bazen bir olur güçlüce bazen hayalet misali siyahta gizlenen bir gölgece…

Bilir misin bunların tek sebebi ve tek çözümü anlam kattığım… ve sonuna varmak için uğraştığım, eksik parçam sende saklı olan… ve bilmem hangi manalarda mana, hangi siyahın altında gizli, hangi meçhuliyetimde saklı bir gerçek… ve hangi bensizlikte yaşayan hangi gerçeksin sen…

Bir bilsem seni, senden ötesini ve dahasını…
Ve bileceğim beni benden ötesini ve dahasını!


Yalnızlık

“Bin bir düşünce, seni düşününce bir olan, öyle bir etkin var ki ben de senin. Hiç bilmesem de seni. Bir yanım eksik bilirim bunu. Bilirim, çünkü yalnızlıkta duymaya çalıştığım sesten ötürü seni.”

“Ey sevdiğim, adı meçhuliyette saklı olan bilinmez güzelliğin sahibi ve uzanamadığım güneşin sıcaklığına sahip olan sevgilim. Bilmesemde yüzünün resmini dahi hayalimde saklı bir şekil. Bilirim varlığını; ruhumun eksik parçası olan senin, bir yerlerde bensizlik içinde olduğunu. Ve elbet Yalnızlığı da severim en yalnız anımda seni bana en yakın hissettirdiğinden ötürü.”